çabuk ekmek

çabuk ekmek

Vaktim yok! Hamur ile aram yok! “Kulak memesi” kıvamını ve “aldığı kadar” unu anlayamıyorum bir türlü! 😉

Bu bahanelere son verecek bir ekmek tarifi paylaşmak istedim.

Özellikle Irish soda bread (İrlanda karbonat ekmeği) olarak tanınan karbonat ile yapılan bu tip ekmekler 1830larda karbonatın bulunması ve İngiltere’de kullanıma başlanması ile mutfaklarımıza ve literatüre girmiş. Daha öncesinde ise odun külü aynı amaç için kullanılarak ekmek yapılırmış.

Biz kekmek adını taktık, bakalım siz ne diyeceksiniz… 😋

Etiketler: , , , ,
İspanyol bademli kek

İspanyol bademli kek

Bizde misafir olan İspanyol kuzenimizle bir Pesah (hamursuz) yemeğine davetliyiz ve elimiz boş gitmek istemiyoruz. Şahane yemek yapan kuzen, bu keki önerdi. 4 malzemeden 3ü tamam da badem unu yok ancak badem var. Blenderden geçirdik ve eleyerek büyük parçalardan kurtulduk. Devamı çok kolay geldi. Ev sahibemiz ve diğer misafirler de pek beğendiler.

Etiketler: , , , ,
bulgur çiğ köfte

bulgur çiğ köfte

Hikayesi 4000 yıl önceye, Hz. İbrahim’e kadar dayanan Güneydoğu Anadolu’nun popüler çiğ köftesi Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında etsiz çiğ köfteye evrildi. Uygun fiyatı, her mahallede en az bir adet zincir dükkanı ile hepimize kendini sevdirdi.

Evde yapması kolay çünkü genelde mutfaklarımızda olan malzemelerle hazırlanabiliyor. Ufak tefek eksikleriniz olsa bile yerine uyarlayabileceğiniz bir şeyler bulursunuz.

İlk defa denediğim ve bizim keyifle yediğimiz bu tarifi hazır evdeyken yapın derim. 🙂

Etiketler: , , , , , , ,
kekik

kekik

Türkçe’de kekik (thyme) büyük bir bitki ailesine verilen genel addır. Oregano (farekulağı), marjoram (mercanköşk) ve savory (kekiğe benzer baharat) kekiğin dünyada bilinen ve kullanılan çeşitleridir.

Kekik kullanıma bağlı olarak başrol baharatı da olabilir, diğer baharat ve otlarla çok kolay uyum sağlayabildiği için, yardımcı baharat pozisyonuna da uyar.

‘Thymol’ kekiğin karakterini veren kuvettli bir yağdır. Hatta kekik çeşitleri bazen içindeki bu yağın oranına göre sınıflandırılır. Kekik yağı ‘thymol’den kaynaklanan antibakteryal özelliği için cilt kremlerinde ve ağız sularında kullanılır.

Kekik, kurutulduğunda aromasını ve lezzetini koruyan nadir bitkilerden biridir.

Akdeniz’in yerli bitkisidir.

Tarihöncesi dönemlerden beri hem lezzeti için hem de ilaç özelliği yönüyle kullanılmıştır. Mısırlılar ölülerini mumyalarken faydalanırlarmış. Eski Yunan medeniyeti tapınaklarında tütsü olarak yakılırmış. Romalılar ise bu bitkiyi Venüs’e adamışlar. Ortaçağ’da kekiğin cesaret verdiğine inanılırmış.

Eski Yunanca ismi thymon, ‘ruh’ ve ‘duman’ ile aynı kökten geliyor.

Kekik yağlı yemeklerin hazmını kolaylaştırdığı için koyun, domuz ve ördek yemek tariflerinde sıkça rastlanan bir baharattır.

Kekiğin en güzel koktuğu zaman çiçek açtığı zamandır.

Limon kekiğine ben Assos’ta rastladım ve her gittiğinde mutlaka 1-2 paket kurutulmuş olarak aldım. Bu sene Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi‘nde saksıda bulunca çok sevindim. Salata sosuna gerçekten çok yakışıyor, hafif limonlu bir dokunuş oluyor. Ayrıca tavuk ve balık yemekleriyle de iyi gidiyor. Pişer pişmez tadını kaybettiği için, pişirmenin sonunda eklemenizi tavsiye ederim.

taze otlu fougasse

taze otlu fougasse

Fransız fougasse İtalyan focaccia, İspanyol hogaza, Balkan pogača gibi bir yassı ekmek.

Bu basit ekmek çeşidi, 3000 yıl evvel Antik Roma’da panis focacius adıyla pişiriliyormuş. Eskiden bu ekmeğin pişme süresi ile odun fırınının ısısı ölçülürmüş.

Evde yapabileceğiniz bu kolay ekmeği peynir ve zeytinyağı eşliğinde ılık servis ederek  bir yemek öncesi keyfine dönüştürebilirsiniz.

Etiketler: , , ,
beze

beze

Fransızların beze için kullandıkları meringue ismi ilk defa 14. Louis’nin aşçıbaşısı François Massialot’un 1692 yılında yayınlanan yemek kitabında kullanılmış. Bezenin nerede ve kim tarafından geliştirildiği tartışma konusu ancak 16. yüzyıl ortasından sonra olduğu hem malzeme hem de ekipmanlar göz önüne alındığında kesin gibi.

Fransız, İsviçre ve İtalyan usulü diye ayrılan 3 çeşit beze yapılış şekli var. Fransız usulünde yumurta akı, tuz ve limon suyu kabarıp hafif katılaşana kadar vurulur, şeker kaşık kaşık yedirilir ve en son aroma eklenir. İsviçre usulü benim tarifimde kullandığım yöntemdir. En zoru ise şekerin sıcak şurup olarak yumurta akına yedirildiği İtalyan usulüdür. Profesyonel mutfaklarda her bir yöntem, farklı ürünleri mükemmelleştirmek için tercih edilir.

Limon kreması yaptığınızda artan yumurta aklarını değerlendirmek için beze yapmanızı öneririm. 🙂

Etiketler: , , ,
muzlu ekmek (kek)

muzlu ekmek (kek)

Kadim Mısır yazıtlarında, Natron denilen basit bir tür karbonatın pişirilen yiyeceği kabartmak için kullanıldığından bahsedilmiş.

Fransız kimyager ve operatör Nicholas Leblanc 1791 yılında tuzdan karbonat (sodyum bikarbonat) üretme yöntemini bulmuş. Karbonat, 19. yüzyılın başından itibaren hamur kabartmak için kullanılmaya başlanmış. Hamuru hazırlarken kullanılan sirke, limon suyu veya krem tartar gibi asitli malzemeler karbonatla çabuk reaksiyona girerek gaz baloncukları oluşturur. Ürünün güzel kabarması için hemen fırınlanması gerekir.

İngiliz kimyager Alfred Bird, 1843 yılında yumurta ve mayaya alerjisi olan karısı Elizabeth’e ekmek yapabilmek için ilk modern tür kabartma tozunu geliştirmiş.

Alman eczacı Oetker’in 1891 yılında yarattığı Backin kabartma tozu Almanya’da hala satılıyor. 1898 yılında seri üretimine başladığı ve 1903’te patentini aldığı kabartma tozunu ev hanımlarına satan Oetker, ürünü çok popüler yapmış. Kabartma tozunun yarattığı sistem sayesinde gaz baloncuklarını oluşturan etkileşimler hamuru hazırlayanın kontrolüne geçti.

1930lara damgasını vuran Büyük Bunalım sırasında fakirleşen ev hanımlarının fazla olgun muzları kullanmak için yarattığı muzlu ekmekte hem karbonat hem de kabartma tozu kullanılmış. Yıllar içerisinde her ülkenin mutfağında çeşitli tarifle yer alan bu popüler keki, bir de Anamur muzu ile benim reçetemle deneyin.

Etiketler: , ,
şeker hikayesi

şeker hikayesi

Oğlumla bir donut paylaşırken yaptığımız sohbet üzerine giriştiğim araştırmayı sizlerle paylaşmak istedim. 🙂

Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı olarak tanımlanan şeker kelimesi Farsçaymış.

MÖ 8,000 – Tropik ve dönencealtı iklimde yetişen şeker kamışı, Yeni Gineliler’ce ehlileştirilerek yetiştirilmiş ve bu bilgi yavaş yavaş güneydoğu Asya, güney Çin ve Hindistan’a yayılmış.

MÖ 800 – Şekerin ilk tarihi kaydı Hindistan’daki şeker kamışı tarlalarından bahseden kadim Çin yazıtlarıymış.

MÖ 500 – Hintli üreticiler soğuk şeker şurubunu, büyük yassı kâseleri kalıp olarak kullanıp şekillendirerek kolay taşınabilir hale getirmişler. İngilizce şekerleme kelimesi candy, bu ürünün adı olan khanda kelimesinden türemiş.

MÖ 300 – Büyük İskender’in Hindistan’dan dönen askerleri ‘bal tozu’ dedikleri şekeri Avrupa’ya getirmişler, ancak yaygınlaşıp kabul görmesi 1,000 yıldan fazla sürmüş.

MS 100 – Avrupa’da ithal şeker, ilk yüzyılda sadece ilaç olarak kullanılırmış.

400 – Bol miktarda şeker üretebildikleri halde Hint toplumunun çoğunluğu tatlandırıcı olarak balı tercih ederlermiş. Beşinci yüzyılda, Gupta İmparatorluğu zamanında Hintli şeker kamışı üreticileri kaynatma yöntemiyle şekeri rafine ederek kristalleştirme yöntemini bulup geliştirmişler.  Şeker daha kolay taşınabilir hale getirildiğinden  Hindistan’ın başlıca ticari ürünü olmuş.

5. yüzyıl – Hindistan’dan komşu ülkelere seyahat eden Budist rahipler Çin’i, Hintli denizciler de Hint Okyanus’u ötesi ülkeleri şekerle tanıştırmışlar.

600 – Çin, Hintliler’den öğrendiği tekniklerle ilk büyük şeker kamışı tarlalarını ekmiş.

9. ve 10. yüzyıl – Arap Tarım Devrimi sırasında Orta Doğu ve Asya’daki müslüman ülkeler Hindistan’ın şeker üretim yöntemini uygulayarak Avrupalılar’ın bu inanılmaz gıda maddesiyle temasını sağlamışlar. Güney Asya, Orta Doğu ve Çin’de şeker, yemek ve tatlılarda bolca kullanılır olmuş.

11. – 13. yüzyıl – Haçlı Seferleri ile İngiliz ve Fransız askerler tatlı tuz dedikleri bu yeni baharatı ülkelerine götürmüşler. Şeker ticaretiyle gelişen Venedik ve Akdeniz filoları büyük miktarda bilgi ve yeni malzemeyi Avrupa’ya taşıyarak Rönesans’ı ve akabinde Buluşların Altın Çağı’nı başlatmışlar.

1319 – Londra’da kilosu bugünün değeri ile USD 110’a satılan ve beyaz altın olarak bilinen şeker Avrupa’da sadece zenginlerce tüketilebilen lüks bir ürünmüş.

1330 – Baklava benzeri bir tatlıya ait ilk tarife bir Çin Yuan Hanedanlığı yemek kitabında rastlanmış. Bugün bildiğimiz baklava Topkapı Sarayı mutfağında geliştirilmiş.

1493 – Christopher Columbus yeni dünyaya yaptığı ikinci yolculukta şeker kamışı fidanlarını Karayip adalarına götürmüş ve bölgenin sıcak ikliminin bitkinin gelişimine uygun olması şeker kamışı endüstrisini oluşturmuş.

16. yüzyıl – Avrupalılar Orta Amerika, Karayip adaları ve Güney Amerika’da önce yerlileri daha sonra da Afrikalıları köle olarak çalıştırmış. İnsanlık dışı çalışma şartları, tıbbi bakım olmaması veya kaçma çabaları sebebiyle milyonlarca köle hayatını kaybetmiş.

1600 başı – Fransız tarım uzmanı Olivier de Serres pancardaki kristalleşebilen şekeri keşfetmiş.

1700 – Gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 kişi yılda 1 kilo 800 gram şeker tüketiyormuş.

1747 – Ilıman iklimde yetişebilen şeker pancarı ticari şekerin yeni hammaddesi olarak tanımlanmış ve şekerin fiyatını düşürmüş.

18. yüzyıl – Çoğunlukla Kuzey ve Orta Amerika’da yayılan büyük şeker kamışı çiftliklerinde çalıştırılan Afrikalı köleler sayesinde şeker çok pahalı lüks bir üründen popüler bir gıda maddesine dönüşmüş.

1800 – Gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 kişi yılda 8 kilo şeker tüketiyormuş.

1801 – Franz Karl Achard tarafından Almanya’da kurulan ilk Avrupa şeker pancarı fabrikası sayesinde büyük miktarda üretilen şeker daha popüler ve ulaşılabilir olmuş. Bugün dünyada üretilen şekerin beşte biri şeker pancarından elde ediliyormuş.

1843 – Günümüz Çek Cumhuriyeti’nde yer alan Dačice kasabasında bir şeker şirketinin yöneticisi olan Jakub Kryštof Rad küp şekeri icad etmiş ve 5 yıllık patent aldıktan sonra üretimine başlamış.

19. yüzyıl – Şeker artık sadece popüler değil gerekli bir hammadde olmuş. Yüzyılın ilk yarısında patlayan köle ticareti Amerikan İç Savaşı’ndan sonra azalmış.

1900 – Gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 kişi yılda 27 kilo şeker tüketir olmuş.

1926 – Türkiye’nin ilk şeker fabrikası, 26 Kasım’da üretime başlayan Alpullu Şeker Fabrikası’dır.

1957 – Richard O. Marshall ve Earl P. Kooi tarafından geliştirilen yüksek fruktozlu mısır şurubu günümüzde birçok yiyecekte, özellikle de gazlı içeceklerde şeker yerine kullanılmaktadır.

20. yüzyıl – Şeker artık herkes tarafından düzenli kullanılan genel bir gıda maddesi olmuş.

2000ler – Gelişmiş ülkelerde yaşayan 1 kişi yılda 45 kilo şeker tüketiyormuş. Günlük 125 gram civarında olan bu miktara, bilinçli tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerden aldıklarımızın üzerine, etiketlerde net yazılmayan ancak neredeyse tüm işlenmiş gıdalara çeşitli formlarda eklenen şeker ve yüksek fruktozlu mısır şurubunun da katkısı ile geliyoruz.

2015 – İngiliz otoriteler, kişinin günlük toplam şeker tüketiminin maksimum 25 gram (95 kcal), Amerikalı otoriteler ise 50 gram(190 kcal) olması gerektiğini öneriyorlar. Bir başka deyişle, günlük kalori harcamanızın %5i ile %10u arasında kalmalı diyorlar.

Bizim mutfakta işlenmiş gıdayı minimuma indirmeye özen göstererek günlük şeker tüketimimizi kontrol altında tutmaya çalışıyorum.

 

 

Etiketler:
brokoli çorbası

brokoli çorbası

Roma İmparatorluğu’ndan beri İtalya’da yararlı gıdalar arasında yer alan brokoli, M.Ö. 6. yüzyılda Kuzey İtalya’da islah edilmiş. Lahanagillerden brokolinin dünyaya yayılması ve tanınması ancak 1900’lü yıllarda olmuş.lahanagiller

150 gram, çiğ, buharda veya fırında pişmiş brokoli yediğimizde günlük C ve K vitamini ihtiyacımızı fazlasıyla karşılarken, bolca da lif, potasyum, folat ve lütein alırız.

Bu tarifteki gibi, çorbayı koyultmak için patates kullanmayı sebzenin tadını öne çıkarttığı için tercih ediyorum.

Etiketler: , , , , ,